Latest Album

Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipiscing elit. Ut rhoncus risus mauris, et commodo lectus hendrerit ac.

banner
RORY ROLLINS

Blog

Cankoray Online/Basın /Müzik Ekspres

Müzik Ekspres

İlk albümünüz “Gitmeden Önce” geçtiğimiz günlerde yayınlandı. Uzun zamandır müziğin içindesiniz, bu albümü de yine uzun bir zaman diliminde hazırladığınızı biliyorum. Üstüne konuşmadan önce o çok önceye gidelim istiyorum. Müzik ile ilk karşılaşmanıza, ilk buluşmanıza, ilk heyecanınıza?

Müzik hayatım ne zaman başladı dersek sanırım yaradılış mayasından geliyor olsa gerek. Çünkü kendimi hatırladığım küçüklük yaşlarımda radyoya kulak kesilir ve 70’ler 80’ler, yerli – yabancı şarkıları dinlerdim. Düğün salonlarında orkestraların dibinde oturur hayranlıkla seyrederdim. Sonra bir gün rüya gibi bir şey oldu ve rahmetli babam ben altı yaşlarındayken ağabeyime ve bana uzun sap bir saz almış getirmişti. Şaka gibiydi ilk kez o zaman enstrümana dokunuyordum. Geçen zaman içinde Bakırköy Lisesi’nde müzik öğretmenimi öğretmenler odasında tesadüfen gitarla klasik müzik çalarken yakaladım, asıl büyü o zaman başlamıştı. Oradan saran müzisyenlik ateşi bugüne kadar geldi ve ömrüm son bulana kadar devam edeceğine hiç şüphem yokuştu?

Bir müzisyen için ilk albüm nasıl bir yerdedir, sizin adınıza bu ilk albüm nasıl bir yerde? Nasıl bir hazırlık sürecinden geçtiniz ve kimler size eşlik etti bu yolculukta? Ayrıca albüm kartonetindeki illüstrasyonlar Pelin Karakoç tarafından yapılmış ki ayrıca tebrik etmek isterim, bu fikir nasıl oluştu?

İlk albüm tarifi mümkün olmayan karmaşık duygular yaşatıyor insana. Çünkü yıllarca çalıp söylediğin şarkılarını profesyonel platforma taşımak, müzik marketlerde stantlarda görmek, şarkılarının sosyal medyada, İtunes ve benzeri prestijli sitelerde dinleyicilerle buluşulması her eser sahibinde ya da belki de bende hem sevinç hem onur, hem gurur, hem de endişe ve korkuyla harmanlanmış tuhaf ve bir o kadarda duygusal bir his yaşatıyor.

Albüm yapım aşaması bir hayli uzun bir süreçten geçti gerçekten uzun bir süreç. Hep yanımda olan muhteşem insan, mükemmel müzisyen sevgili Noyan Coşarer inci tanelerini dizer gibi, eskinin iğne oyaları yapar gibi titizlikle ve sevgiyle işledi. Sonrasında vokallerde Begüm Coşarer hanımefendinin varlığı da ayrı bir konu elbette. Mix aşamasında Evren Arkman gibi değerli bir müzisyen arkadaşımız ilgilendi en son olarak da mastering Erim Arkman’la albüm sound’una ulaştık.

İllüstrasyonlarla ilgili benim hayalimdekileri anlattığımda sevgili Pelin Karakoç bunu çok iyi anladı ve kendi yaşadığı iç dünyasındaki duygularını da içine katarak böyle bir tasarıma dönüştürdü ve çok iyi bir iş çıkarttığını düşünüyorum.

Geçen süre içinde birçok şarkı biriktirdiğinizi düşünüyorum ve en azından albüme dahil olan şarkılardan yola çıkarak nasıl ruh hallerinde yazıldığını ve notalara döküldüğü öğrenmek istiyorum ve albüme dahil etmeye karar verdiğinizi elbette, nasıl bir seçicilik oluşturduğunuzu?

Haklısınız çok şarkı biriktiriyor insan zaman içerisinde. Ancak ne yapmak istediğini bilmek çok önemli bir şey elbette. Nasıl oluyor bilmiyorum ama şarkılar kendini aklında ve ruhunda öne çıkartıyor. Şarkı yaparken bile hiçbir şeyin kaygısını gütmeden yapıyorum sanırım çünkü o an duygu o kanala düştüyse o seni alıp götürüyor zaten. Bence burada en önemli şey yaşadığınız travma ya da duygu yoğunluğu işte onu iyi kullanabilmek önemli gibi sanki…

Albümden önce sahneler vardı, birçok mekanda çaldınız, festivallerde yer aldınız. İlk konserinizden son konserinize nasıl bir heyecan sizin için sahnede olmak, nasıl bir ilişkiniz var dinleyicilerinizle ve kendi şarkılarınız dışında repertuarınızı başka hangi şarkılar oluşturuyor?

“Sahne” ne güzel söylediniz. Muhteşem bir şeydir duygu transferini yaşamak. Bilirsiniz ki sahne stantları bir adımla üç – dört adım aralığında yukardadır. Yani şunu söylemek istiyorum; sahnedekiler herkesi görür, seyirciler sadece sahneyi görür ve bir tanışıklık başlar, kısa zamanda herkes birbirini tanır, daha da zaman sonra ve duygular iç içe girer. Asıl paylaşım o zaman başlar işte, herkes birbirinin dünyasından yansımalar yaşar. Bu karşılıklı paylamışın devamı için kendi şarkılarımın soundunu da coverlarla besleriz elbette.

Ve konserler devam ediyor elbette öyle değil mi, konserleriniz içinde İstanbul dışında şehirler de oluyor mu? Peki yine albüm için bir klip/ler gelecek mi, hangisi/hangilleri düşünülüyor?

Evet, konserler devam ediyor. Ancak İstanbul dışı konserleri albüm çalışmaları ve günlük koşuşturmalarının da etkisiyle ihmal ettiğimizi söylemeliyim. 15 Mayıs Bronx sahnesinde lansman konserimizden sonra bir konser planlamamız olacak.

Klip konusunda sosyal medya yöneticimiz sevgili arkadaşımız Mustafa Kalay tarafından www.cankorayonline.com üzerinden başlattığı “klip şarkımızı beraber seçelim” konu başlıklı anketle sonuçlandı. “Çok Kolay” adlı şarkımıza klip çekilmesi saygıdeğer dinleyicilerimiz – takipçilerimizle beraber karar verilmiş oldu. Katılabilen – katılamayan herkese tekrardan minnettarım. Yakın zamanda inşallah beraberce paylaşırız.

Yine dinleyicilerinizden devam edecek olursak sosyal medya aracılığı ile kendilerine uzak değilsiniz, hatta İnstagram sayfanızda albümünüzle çekilmiş dinleyici fotoğraflarınızı da paylaşıyorsunuz, peki albüme nasıl tepkiler geliyor, nasıl karşıladılar, nasıl yorumlar ulaştı size?

Sosyal medya malumunuz üzere gerçekten çok ciddi bir paylaşım platformu. Bence TV’den çok daha önde bir alan. Bizim albümümüz sosyal medya alışkanlıklarının dışına çıktı gibi. O kadar çok fotoğraf paylaşıldı ki, o kadar güzel yorumlar o kadar güzel dilekler okuyorum ki gerçekten çok duygulanıyorum. Normalde böyle bir fotoğraf yayınlama akışı pek rastlanır bir şey değil, bu yüzdendir ki böyle bir nezaket karşısında çok ama çok minnettarım.

“Müziği, layık olduğu samimiyetinden uzaklaştırmamam gerektiğini biliyorum” demişsiniz kendinizi tanımladığınız biyografinizde. Peki size göre gelinen nokta nasıl müzik dünyamızda, samimiyetten uzaklaşmaması için nelere dikkat etmeli bir müzisyen ya da o uzaklaştıranlar nasıl bir hal içinde?

Elbette müziği samimiyetinden uzaklaştırmamam gerekiyor, doğru, biliyorum. Ama bu bana göre olan bir samimiyet, aslında kimseyi eleştirmek benim haddime düşmez en ağır eleştiriyi bence insan kendisine yapmalıdır diye düşünüyorum. Ama daha önemli olarak gördüğüm naçizane tespitim şudur ki “Evren var olduğunda ve insanlar yokken ses vardı”. Varlıklar ilk teması ses sinyalleriyle yaşarlar. Yaptığımız işte bundan öte bir şey değildir bence.

Peki dünden bugüne sizin müzisyenleriniz kimler oldu, onları neden sevdiniz, dinlediniz? Bir gün bir araya gelmek, birlikte çalışmak istediğiniz bir müzisyen var mı mesela? Müziğin dışında iş dünyasının da içindesiniz siz ve kuyumculuk sektörü içinde olduğunuzu öğreniyoruz. Bu iki mesleği nasıl dengeliyorsunuz içinizde, birinin diğerinin önüne geçtiği haller oluyor mu?

Dünden bugüne o kadar çok müzisyen ya da grup sayabilirim ki. Ama ilk aşk gibi anlarsak soruyu gitar müzisyeni olarak Fikret Kızılok’la başlayabiliriz, devamında MFÖ, Barış Manço, Cem Karaca, Bülent Ortaçgil, Eric Clapton, Pink Floyd, Chuck Berry, Elvis Presley gelebilir. Fark ettim ki durmadan yazabilirim. Bitmez güzel bu adamlar. Kısaca Rock & Roll duygusu olan herkes diyelim.

Ve son olarak müziğin ve iş hayatının dışında hayatınızın diğer renklerine gelelim istiyorum. Orada neler var, nelere vakit ayırmak sizin için ideal olan, güzel olan, neler sizin dünyanızın diğer vazgeçilmezleri?

İş hayatı çok yoğun bir zaman yaşayan biriyim haklısınız. Çocukluk yani çıraklık yaşından beridir Kapalıçarşı’da büyümüş biriyim ve bundan kimsenin şikayet etmemesi gerektiğini düşünenlerdenim. Müzisyenlik para kazanma platformu olsa da aslında bir emtia yani bir madde, yani gözle görülür elle tutulur bir şey olmadığından benim için hiç bir şekilde iş olmamıştır. Çünkü müzik bakışmak gibi bir iletişimdir. Sahil kenarında sevgiliyle otururken dalgaların kıyıya çarpan sesi gibidir. Bu duyguların parasal bir değeri yoktur bence. Klasman üstü bir şey gibi ne dersiniz bilemiyorum! Sonuç olarak duygu anlamında öne çıkan müzisyen yanım, diğer taraftan sorumluluğum olan insanlar olduğundan iş hayatım. Hepsi ayrı ayrı önemli, kirletilemez, vazgeçilemez seviyede önemli ve güzel.

Herkes yaşamı boyunca asıl hayallerinin peşinden koşar ya da en azından kendince savaşını verir. Nerede yaşadığımızın, ne iş yaptığımızın değil nasıl yaşadığımızın derdinde olmalıyız diye düşünüyorum. Kaliteli zaman geçirmek en önemlisi değil midir.? Bir söz bilirim – çok bilmiş gibi olmazsa – “Herkes ölür ama herkes gerçek manada yaşayamaz.

RÖPORTAJ: KADRİ KARAHAN (Müzik Ekspres)

No Comments

Post a Comment