Hakkımda

Kim olduğumun, nerede yaşadığımın, boyumun, kilomun, saç ve göz rengimin ne önemi var? Biz asıl mevzuya gelelim…

Müzisyen olmaya çalışan tuhaf bir adamım işte! Hayat kendini ne kadar zorlasa da, nihayetinde aşk meselesinin önüne geçemiyor. Teknoloji kurbanları insancıkları oldu dünya. Sıkışmış kalmış herkes!

Ama kardelen çiçekleri gibi boy vermek lazım. İnadına sevgi ve şevkat duygusuyla samimiyetsizlikten uzak, dik durmam gerektiğini biliyorum.

Kullandığım 1952 yapımı Fender Telecaster’la, Crate lambalı amfimle, kullandığım analog pedal setup’ımla, sahnede sadece canlı performansımla, kayıtlarımda kullandığım analog masayla, bant kayıt makinelerindeki sıcacık sesle müziği, layık olduğu samimiyetinden uzaklaştırmamam gerektiğini biliyorum.

Nasıl insan bedeninde ruh olmadığında et yığınından başka bir şey değilse, nasıl sevgiyle yapılan yemek çok daha lezzetli gelirse, müzik de böyle bir şeydir bence…

Şunu unutmamak lazım ki;
EVREN VAR OLDUĞUNDA VE İNSANLAR YOKKEN, SES VARDI…
Cankoray